ÜYELİK İŞLEMLERİ

12.10.2010

Sağlık Politikaları Sağlık Mesleklerinin Rollerini Nasıl Etkiler?
Prof. Dr. Sayın Aytolan Yıldırım’ın Hastane Dergisi son sayısında çıkan yazısı: 

Sağlık Politikaları  Sağlık Mesleklerinin Rollerini Nasıl Etkiler? 

 
    
Prof. Dr. Aytolan YILDIRIM   

Sağlık hizmetlerinin sunumundan sorumlu mesleklerin ortak amacı sağlığı geliştirmek ve hastalık halinde bireyi iyileştirmek üzerine temellenir. Sağlık meslek üyeleri kendi konu alanına giren sorumluluklarını, bireylerin güvenli bakım alma haklarının var olduğu inancı ile “önce zarar vermeme” ilkesi doğrultusunda sürdürürler. Sağlık mesleklerin sistem içinde oynayacakları rollerin biçimlendirilmesinde, sağlık politikalarının etkisi oldukça önemlidir. Ülkeler arasında sağlık hizmetlerinin temel belirleyicisi olan politik boyut genelde iki temel yaklaşımı içerir. Birinci yaklaşımda, sağlık doğuştan kazanılan temel insanlık hakkı olarak kabul edilir ve sağlık hizmetleri tüm aşamalarında kamu eliyle finanse edilir. Hizmetlerin sunumu, personel istihdamı aynı şekilde kamu tarafından gerçekleştirilir ve söz konusu hizmetler ağırlıklı olarak sağlığın korunması ve geliştirilmesine yöneltilir. İkinci politik yaklaşımda ise sağlık bireysel bir olgu ve bir kâr aracı olarak kabul edilir ve hizmetlerin sunumunda pazar kuralları öne çıkar.

Diğer yandan farklı  politik yaklaşımlar, toplumun sağlık bakım hizmetlerinin niteliği ile birlikte hizmeti sunan mesleklerin gelişimleri ve rolleri üzerinde de önemli ölçüde etkili olur. Söz konusu etkilenme, sağlık hizmetlerinin sunumundan sorumlu yerleşik mesleklerden çok, hemşirelik gibi temel mesleki haklarına erişme yönünde çabalarını sürdüren mesleklerin eğitim, yönetim, uygulama ve istihdam alanı boyutunda belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Sağlık hizmetlerinin temel önceliği, bireyin sağlığın geliştirilmek ve korumaktır. Temel sağlık hizmetleri kapsamında, ana çocuk sağlığı, güvenli çevre, dengeli beslenme, erken tanı, bağışıklama vb. hizmetlerde hemşire ve ebelerin öncelikli sorumlulukları uluslararası kabul gören bir yaklaşımdır. Hemşireler, sağlık danışmanlığı ve sağlık eğitimi gibi profesyonel rollerini bu alanda gerçekleştirir ve mesleki bilimsel bilgilerini bağımsız olarak kullanma olanağına bu alanda erişirler. Sağlıkla ilgili politik yaklaşımların tedavi edici hizmetler lehinde yoğunlaşması, sağlık çalışanlarını da büyük ölçüde tedavi kurumlarında, hasta tedavisine ilişkin rollerini yerine getirmeye yöneltir. Tedavi edici hizmetler koruyucu hizmetlere göre oldukça pahalı, güç ve daha çok sayıda sağlık insan gücü istihdam edilmesini zorunlu kılar. Hastane ortamında karmaşık süreçler ve çeşitlilikler, sağlık çalışanlarını kendi rolleri ve meslek alanları içinde kalmasını zorlaştırır. Rol belirsizlikleri ve rol karmaşasına, sağlık insan gücü planlanmasına ilişkin yetersizlikler eklendiğinde disiplinler arası çatışmalar kaçınılmaz olur. Diplomanın gerektirdiği meslek hakların sınırları korunamaz ve elde tutulamaz. Bu durum ülkemizde, özellikle hekim dışı sağlık çalışanlarından hemşirelik, ebelik ve son zamanlarda acil tıp teknisyenliği üyeleri arasında belirgin bir şeklinde kendini göstermektedir.  

Sağlık iş gücü içerisinde işinin sınırları ve uygulama alanı belirli olmayan ve söz konusu rolleri, kendileri dışında belirlenmeye çalışılan tek disiplin hemşireliktir. Sağlık çalışma ortamlarında hemşireler, mesleki amaçları doğrultusunda, doğrudan hasta bakımına yönelik işlevler yerine, bakımın uzağında sistemin kendisine yüklediği işleri sorgulamaksızın yerine getirmektedirler. Hastanelerde yataklı birimlerin dışında laboratuvar, röntgen, hasta kayıt, satın alma, halkla ilişkiler, tıbbi sekreterlik, arşiv, depo ve benzeri birçok birimlerinde hemşireleri çalışırken görmek mümkündür. Eczacıların, yakın tarihte, birinci basamak hizmetlerine danışmanlık rolleri tanımlanırken, hastane eczanelerinde hemşireler görev yapmaktadır. Diğer yandan, tedavi kurumlarında kadın doğum ve yeni doğan üniteleri ile sınırlı alanlarda tanımlanmış görevlerine karşın, çok sayıda ebe yataklı birimlerde hemşirelik görevlerini yerine getirmektedir. Acil Tıp Teknisyenlerine gerektiğinde hemşirelik görevleri verilebileceğine ilişkin Sağlık Bakanlığı'nca yayınlanan genelgenin geri çekilmesine karşın, hastanelerde yoğun bakım ve benzeri birimlerde Acil Tıp teknisyenlerinin çalıştığı bilinmektedir.  

Disiplinler arası rol karmaşasını ortadan kaldırması beklenen önemli bir gelişme, 2007 yılında güncellenen Hemşirelik Kanunu ile bu kanun hükümleri doğrultusunda hemşirelerin ayrıntılı görev tanımlarının yer aldığı, 8 Mart 2010 tarihli Hemşirelik Yönetmeliği olmuştur. Hemşirelik hizmetlerinin içeriğinin yasal düzenlemelerde yerini bulması durumu, ebe diplomasına sahip ancak, tedavi kurumlarında görev yapan ebeleri, hemşirelere kanunla verilen diploma haklardan yararlanmak gibi bir haksız bir talebe yöneltmiştir. Açıkçası sistemin yanlışları, farklı disiplinlere ait görevleri üstlenmek durumunda kalan sağlık çalışanlarını, söz konusu uygulamaları kazanılmış bir hak olarak kendi lehine çevirme gibi yanlış beklentilere odaklamaktadır. Mesleklerin eğitim amaçlarına uygun evrensel nitelikte tanımlanmış rollerine sahip çıkmaları yerine, farklı disiplinlerin alanları içinde var olma niyetlerinin profesyonellikle bağdaşır yönü olamaz. Yani, mevcut hastane sisteminde eczacı, diyetisyen, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist, psikolog ve hatta hekime ait birçok işlevden sorumlu tutulan hemşirelerin, bu konumlarına dayalı olarak, söz konusu disiplinlerin diploma haklarına sahip olmaları ne ölçüde kabul edilemez ise, hemşirelik işlevlerini yürüten diğer disiplinlerin de hemşireliğin meslek haklarına sahip olmaları aynı ölçüde kabul edilemez, edilmemelidir. Diğer yandan ülkemizde, sağlık hizmetlerinin özel sektör tarafından yürütülmesi yönünde geliştirilen politikalar, iş güvencesi, çalışma saatleri ve ücret açısından kamu personeli ile farklılaşan, sözleşmeli statüde çok sayıda sağlık çalışanlarının istihdam edilmesine neden olmaktadır. Özellikle kamu hastanelerinde çalışan hemşireler, ya 4/B kadrosunda ya da hizmet satın alma sürecinde ihale usulü ile kurumlarda çalıştırılmaktadırlar. Aynı okul mezunu, aynı ünitede çalışan ve aynı işlerden sorumlu olan hemşirelerin özlük haklarının farklılıkları, çalışma ortamında iş barışı açısından olumsuzluklara yol açmaktadır.

Sonuç olarak, sağlık hizmetlerinin sunumundan sorumlu mesleklerin güçlerini, birbirlerine karşı üstünlük kurmak üzerine değil, ortak sorumluluk anlayışı  içinde, toplumun güvenli sağlık bakımı almasına yönelik politikalara yön verme amacında birleştirmelerinin gerektiği söylenebilir.   
  
  
  
aytolany@mynet.com

THD YAYINLARI