ÜYELİK İŞLEMLERİ

SIK SORULAN SORULAR


Türk Hemşireler Birliği Neden Kurulamıyor?

Meslek birlikleri, meslek örgütlerinin en geniş yetkiye sahip ve en etkili türüdür. Birlik kurulması, Anayasamızın 135. maddesi ile tanımlanır ve meslek birliklerin kurulması için özel bir kanun çıkartılması gerekmektedir. 1992 yılı Eylül ayında,  Hemşirelik Kanunu'nun değişmesi ve meslek birliği kurulması için başlayan çalışmalar, 1996 yılı Şubat ayında  "HEMŞİRELİK ve TÜRK HEMŞİRELER BİRLİĞİ KANUN TASARISI" adı ile taslak haline getirilmiş, 1998 yılında TBMM'nin ilgili komisyonundan geçmiştir. Ancak, hükümetin düşmesi ile birlikte yasa kadük olmuştur.


2002 yılından sonra yasa koyucular tarafından "Meslek Odaları Birliği'ne" olumlu bakılmamış,  Sağlık Meslek Odası kurulacak ise Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği dışındaki sağlık mesleklerinin  tek bir çatı altında  toplanması gerektiği açıklamalarında bulunulmuştur. THD tarafından bu öneri kabul edilmemiş, Birlik Kanun tasarısı, Hemşirelik Kanun tasarısından ayrılmış ve 2007 yılında Hemşirelik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Resmi Gazete Tarih: 2 Mayıs 2007, Sayı: 26510) yasalaştırılmıştır.


Daha sonraki yıllarda bu konudaki girişimlerimiz devam etmiş, ancak karşılık bulamamıştır. 

 

Konu ile ilgili tüm gelişmelere;

12 Mayıs 2006 Dünya Hemşireler Günü Özel Baskı  (Hemşirelikte Araştırma Geliştirme Derneği Yayını) kitabından ayrıntılı ulaşabilirsiniz.


Hemşirelerin Mobbing Karşısında İzleyebileceği Yollar Nelerdir? 

HEMŞİRELERİN KARŞILAŞTIKLARI PSİKOLOJİK TACİZ (MOBBİNG) DURUMLARINA KARŞI BAŞVURABİLECEKLERİ HUKUKİ YOLLAR

Türk Dil Kurumu, "mobbing" kelimesinin karşılığı olarak "bezdiri" kelimesini kullanmış ve "bezdiri"yi ise "iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme" şeklinde tanımlamıştır. 

Kamu görevlilerinin maruz kaldıkları mobbing ise, genellikle amirin astı üzerindeki hiyerarşik gücünden kaynaklanan yetkileri kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. Aşağıda bu işlemlere karşı yapılabilecek başvurulara ilişkin açıklamalarımıza yer verilecektir.


Devamı için tıklayınız.


THD Şubesi Açmak ve/veya THD İl Temsilcisi Olmak İçin Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?

Herhangi bir ilde THD şubesi açmadan önce, şube açmak isteyen meslektaşlarımızın o ilde THD temsilcisi olarak çalışması gerekmektedir. 


THD temsilcisi olarak belirlenecek meslektaşlarımızın aşağıda listelenmiş bilgileri içeren bir raporu THD Genel Merkeze sunması gerekir.   Yapılan başvuru THD Genel Merkez Yönetim Kurulu (YK) tarafından değerlendirilir ve uygun bulunması halinde YK kararı ile başvuran kişi il temsilcisi olarak atanır.


 THD Temsilcisi Olmak İçin Hazırlanacak Başvuru Dosyası

1. Temsilcinin yaşadığı il ve ilçelerinde mevcut hastane sayısına (özel, devlet, üniversite), hastanelerin yatak sayısına, hemşire sayısına ve Bakım Hizmetleri Müdürlüğü'nde görev alan kişilere ilişkin bilgiler

2. Temsilcinin yaşadığı şehirde çalışan hemşirelerin sorunları, talepleri ve beklentilerini içeren bir durum raporu

3. THD tüzük ve web sayfasını inceledikten sonra THD Genel Merkeze  iletmek istediği mesajlar 

4. Temsilcinin yaşadığı ilde THD temsilcisi olarak yapmayı planladığı girişimler

5. Temsilci adayı ve birlikte çalışmayı planladığı 3 meslektaşının ayrıntılı özgeçmişi


Şube açma yetkisi, THD Tüzüğü gereğince Genel Kurula verilmiştir (Made 19, j bendi). Genel Kurulda, şubenin açılmasına karar verildiği takdirde, genel kurulu takiben ilk 3 ay içerisinde şubenin açılması gerekmektedir.

Şube kuruluşuna ilişkin bildirim ve diğer işlemler, mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun olarak yerine getirilir. 


THD Burs/Araştırma-Proje Desteği/Kongre Katılım Desteği Veriyor mu?

THD üye aidatları ve bağışlarla faaliyetlerini sürdüren kamu yaranına bir meslek örgütüdür. Derneğimize ait bir iktisadi işletme bulunmamaktadır. THD bazı durumlarda çok istemesine rağmen, hemşirelik öğrencilerine ya da meslektaşlarına burs ya da maddi destek sağlayamamaktadır.

Yurt Dışında Hemşirelik Eğitimi Aldım. Türkiye'de Hemşirelik Yapmak İçin İzlemem Gereken Yol Nedir?

THD'nin hemşirelik diplomalarını tanıma, denklik verme, onaylama gibi bir yetkisi yoktur. Almış olduğunuz eğitim düzeyine göre, lisans eğitimi için Yüksek Öğretim Kurulu'na, ortaöğretim eğitim için Sağlık Bakanlığı'na başvurunuz.

Türkiye'de Aldığım Hemşirelik Diplomam ile Yurt Dışında Çalışabilir miyim?

THD'nin hemşirelik diplomalarını tanıma, denklik verme, onaylama gibi bir yetkisi yoktur. Sahip olunan hemşirelik diploması ile çalışmaya ilişkin süreç ülkelere değişmektedir. Gitmeyi planladığınız ülkenin ilgili birimi ile iletişime geçerek, izleyeceğiniz yolu öğrenmeniz önerilmektedir.

Geçerli Bir Neden Belirtilmeden Hemşirenin Görev Yeri Değiştirilebilir mi?

Hemşirelerin sürekli aynı alanda ya da uzmanlık alanında çalışmasına yönelik bir düzenleme olmaması nedeniyle, gereksinime göre ve idarenin takdiriyle görev yeri değişikliği yapılabilmesine karşın, özellikle sertifikası olan hemşirelerin ilgili alanda görev yapmasına yönelik çalışmalar Bakanlıkça yürütülmektedir. 

Kurum, geçerli bir neden göstermeksizin hemşirenin görev yerini değiştirmesi durumda görev yeri değişikliği yazısı imza karşılığında elden alınmalıdır. Bu durum bir mobing aracı olarak kullanılması durumunda, Hemşirelerin mobbing karşısında izleyebileceği yollar nelerdir? başlıklı bölümde yer alan açıklamaları okumanız önerilmektedir.


Hemşirelerin Görev, Yetki ve Sorumlulukları Nelerdir?

Hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları için Hemşirelik Kanunu, Hemşirelik Yönetmeliği ve Hemşirelik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik bölümünü inceleyiniz. 

Yürütmekte Olduğum Tez/Araştırma Soru Formunu Üyelerinize Yönlendirir misiniz?

THD'ye bu tür talepler yoğun olarak gelmektedir. Ancak THD'nin bu talepleri karşılayacak yeterli fiziki ve insan gücü kaynağı bulunmamaktadır. 

Kurum amirim, Sağlık Bakanlığının "Sağlık Personelinin İhtiyaç Halinde Çağrıya Uyması" konulu 2018/28 sayılı Genelgesi gerekçe göstererek, çalışmadığım günlerde de ulaşılabilir olmamı, telefonumu yedi gün 24 saat boyunca açık tutmamı isteyebilir mi?

Sağlık Bakanlığı'nın 2018/28 sayılı Genelgesinde sağlık hizmetlerinin acil, sürekli ve ertelenemez olması nedeniyle sağlık çalışanlarının çağırıldığında 30 dk. İçerisinde sağlık kuruluşunda bulunacak şekilde ikamet etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu Genelgeye karşı Türk Tabipleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Türk Sağlık Sen tarafından ayrı ayrı dava açılmış olup mevcut durumda bu davalar henüz sonuçlanmamıştır.

Her ne kadar sağlık hizmetlerinin acil, sürekli ve ertelenemez yönünden dolayı böylesi bir Genelgeye gerek görüldüğü belirtilmişe de sağlık hizmetlerinin bu yönlerinin karşılanabilmesi için hukukumuzda nöbet sistemi benimsenmiştir. Buna göre; personel sayısı da dikkate alınarak vardiya ve nöbet gibi hizmetlerde farklı çalışma saatlerinin, hizmetin ve mahallin özelliği ve kurum personel kadrosu göz önüne alınarak ilgili kanunlara göre belirleneceği Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 38. Maddesinde düzenlenmiştir.

Yönetmeliğin 42 ve devamı maddelerinde düzenlenen nöbet türlerinden yalnızca icap nöbeti kişinin sağlık kurumunda bulunmasını gerektirmemektedir. Diğer nöbet türleri açısındansa sağlık çalışanının hiçbir şekilde sağlık kuruluşundan ayrılmaması gerektiği hükme bağlanmıştır. İcap nöbeti ise yalnızca uzman hekimler tarafından tutulabilen bir nöbet türüdür. Bu halde, sağlık çalışanının çağırıldığında sağlık kuruluşunda olması gerekliliği ancak icap nöbeti tutuyor olması halinde söz konusudur. Nitekim Sağlık Bakanlığı da Genelgeye karşı kamuoyunda gelen tepkiler üzerine açıklama yapmış, "Genelgede, sağlık personelinin ikamet zorunluğu ile ilgili bir husus olmayıp, acil durumda müdahale etmesi gereken sağlık personeline icap nöbetlerinde nöbet yerine erişmeleri gereken zaman tanımlanmıştır" denmiştir. Bu halde esasen söz konusu Genelge yalnızca icap nöbeti yükümlülüğü bulunan uzman tabiplere yöneliktir. Zaten Genelgede sağlık çalışanlarının her an ulaşılabilir olması gerektiğine ilişkin bir düzenleme de yer almamaktadır.

Buna rağmen Genelgenin hem tüm sağlık çalışanlarına yönelik olarak hem de ikamet mecburiyeti getirilecek şekilde uygulandığı durumlar olduğu gözlenmektedir. Halbuki, her ne kadar söz konusu Genelge mevcut durumda yürürlükte olsa da geçmişte de "sağlık çalışanlarının çalıştıkları yerde ikamet etmesi zorunluluğu" getiren bir düzenleme 663 sayılı KHK'nın 55.maddesine konmuş, Anayasa Mahkemesi bu maddeyi sağlık çalışanlarının Anayasanın 23.maddesi ile koruma altına alınan yerleşme hürriyetini hukuka aykırı şekilde sınırladığı için iptal etmiştir.

Genelgenin, hemşirelerin dinlenme hakkını ihlal edecek şekilde uygulanması ise bütünüyle hukuka aykırıdır. Çalışanların dinlenme hakkı temel sosyal haklardan olup ulusal mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde koruma altına alınmıştır. Anayasa'nın Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı başlıklı 50. Maddesinde, dinlenmenin çalışanın hakkı olduğu hükme bağlanmıştır. Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa Sosyal Şartında, tüm çalışanların âdil, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı olduğu düzenlenmiştir.

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 41 ve devamı maddelerinde de "gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilemeyeceği, geceyi yoğun mesai ile uykusuz geçiren personele, kurumun personel durumu ve imkânları müsait olmak, hizmeti aksatmamak kaydıyla evinde veya kurum içerisinde lüzum görüldüğü sürece dinlenmesi için izin verileceği" gibi hususlar nöbet esaslarında benimsenen temel ilkeler arasındadır. Bu ilkelerin benimsenmesinin nedeni, sağlık çalışanlarının yeterince dinlenmeksizin görev yapmalarının doğurabileceği olumsuz sonuçların önüne geçmektedir. Zira bu husus hem kendilerinin sağlıklarını koruyabilmesi hem de hastalarına nitelikli sağlık hizmeti sunabilmeleri açısından önem arz etmektedir. Halihazırda yoğun ve stresli bir iş temposunda çalışan bir hemşirenin mesai dışında ve izin günlerinde de sürekli olarak iş düşünmesi, özel hayatına vakit ayıramaması; kendisinin de belirttiği üzere ihtiyaç duyduğu şekilde uyuyamamasına, yeterince dinlenememesine, dikkat dağınıklığına, agresif davranışlara, stres bozukluklarına neden olmaktadır. Bu sebeple sağlık çalışanlarının çalışma koşulları düzenlenirken bu hususlara dikkat edilmesi zaruridir.

Çalışanların dinlenme hakkı ile sağlık hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi gerekliliğinin birlikte sağlanabilmesi sağlık kuruluşlarında yeterli sayıda görevli çalıştırılması ile mümkündür. Zaten Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 48.maddesinde, hemşirelerin nöbet düzeninin o sağlık kuruluşundaki hemşire, ebe ve hemşire yardımcısı sayısına göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. Bu halde sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması için yapılması gereken çalışanların temel haklarını ihlal ederek her an ulaşılabilir olmasını beklemek değil, yeterli sayıda personel çalıştırarak hem çalışan haklarının hem nitelikli sağlık hizmeti sunumunun sağlanmasıdır.

Bu halde, kurumu tarafından dinlenme hakkını ihlal edecek şekilde, kesintisiz olarak ulaşılabilir olması talep edilen meslektaşlarımız tarafından yapılabilecekler şu şekildedir;

-Yukarıda icap nöbeti ve ilgili Genelge hakkında anlatılanlar kapsamında, hemşirelere icap nöbeti tutturulamayacağı ve Genelgenin de buna yol açar şekilde yorumlanamayacağına ilişkin bir yazı yazılarak söz konusu uygulamadan vazgeçilmesi talep edilebilir. Hastanenin bu başvuruyu reddetmesi ya da 60 gün içerisinde cevap vermemesi halinde bu ret işlemine karşı 60 gün içerisinde dava açılması mümkündür. 

-Hastanenin bu uygulamayı, sıklıkla yalnızca sözlü olarak yaptığı gözlenmektedir. Bu durumda,  meslektaşlarımız, yapılan bu uygulamanın yazılı hale getirilmesi talep edilebilir. Yazılı hale getirilmesi halinde ise kuruma başkaca bir başvuruda bulunmaksızın doğrudan yazılı olan söz konusu işleme karşı 60 gün içerisinde dava açılabilir.

Bilginize sunulur.

Saygılarımızla.